| Hız: |
Genel olarak bilim kurgu seven, izlerken bolca eleştiren bir kişiliğim var. Bir de bolca reklam izleyip saçma buluyorum. Fakat malum günümüzde artık küresel rekabet film sektörünü bile sanat yerine iş yapma noktasına getirdi. Şimdi tabiki bu biraz değil epey iddia(iddaa değil)lı bir cümle oldu.
Tabi bahsedeceğim şey film sektörünün içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumun sanata olan yansımaları değil. Bahsedeceğim şey aslında her filmin nasıl aynı noktaya çıktığı. Başlığa bakıp savaş filmlerinin nasıl yapıldığını teknik efektler falan okuyacağım sandıysanız pek oda değil. Malum artık her filmin içinde biraz aşk(duygu olan), biraz aşk(duygu olmayan), biraz kahramanlık, biraz savaş var. Zaten nescafesini bile kendi karıştırmayıp üçü bir arada alan(4′ü bir arada çıksa çay kaşığı da hazır olsa) bir neslin evlatlarıyız biz.
Şurada 10 adımda uçak kaçırma filmi anlatmıştım zamanımda. Açıkçası bu sefer adım saymayı düşünmüyorum pek. Ama yinede girişeyim işe.
Şimdi ilk olarak filme başlarken etkileyici bir sahneye ihtiyacınız var. Ya bir şeye çok yakından bakıp uzaklaşmalısınız, yada uzaktan bakıp yakınlaşmalısınız. Bu filminizi çok daha havalı gösterir. Hatta uzaydan dünyaya yaklaşırsanız, izleyici “oğlum elin amerikalısında ne uydu var be” diyebilir.
Bu ilk oyundan sonra konu savaş filmi olacağına göre esas oğlanı görmemiz gerekiyor. Hani başrol oyuncusu kadınsa oda olur. Hatta “acaba kız kavgası mı izleyeceğiz 3 saat” soruları zihinde yankılanabilir. FAkat bu karakterde dikkat etmemiz gereken bir şey var. Karakterin geçmişi karanlık olmalı. Arada flashback(hani lost’ta durup dururken geçmiş hayatlarını gösteriyor ya işte ondan)ler ile geriye gitmeli ama olayın her seferinde başka bir soru işareti tarafını göstermeli. Ama derseniz ki hayal gücümüz o kadar geniş değil bir olayı sürekli hatırlasa rüyalarına da girse olur.
Esas oğlan, kız yada çocuk her kim ise gözüktükten sonra bu kişinin bir üsse gitmesi gerekir. Burada mutlaka bir salak kişi, bir beceriksiz, bir eski dost ve bir kendini beğenmiş yetkili olmalıdır. Bu yetkili kişinin -ki genelde albaydır(evet orduda yetkili kişiler ya yüzbaşıdır, ya albay. hiç tuğgeneral yoktur, eğer gereksiz işler varsa bir tane onbaşı eklenir.)(darbe planı gibi yazı oldu valla)- yüzünde gözünde bir yerinde eski bir savaş yarası vardır. Hatta bu yara efsanedir. Bu kişi olaya giden bir jipten atlayarak dahil olur. Şöför onun arabadan atladığı ile hiç ilgilenmez.
Bu eski dost biraz karışık bir durumdur. Mutlaka esas oğlan ile eski dost zamanında aynı kıza aşık olmuşlardır. Genelde eski dost yaman çıkar.
Salak asker ile beceriksiz asker nice olaya rağmen hayatta kalacaktır. Bazen salak olan biraz da korkaktır. Kahramınımız salak olanı kurtarırken, beceriksize yardım etmek zorunda kalacaktır.
Tabi bir savaş filminde olayların en önemli kısmı kısa bir aralıkta geçer. Oda savaş sahnesidir. Savaş sahnesinde sıralama çok önemlidir. Hiç bir olay atlanmamalıdır.
İlk olarak bizim esas oğlanın tarafı(yani bizim durum da kazanmasını istediğimiz taraf) (ne ilginçtir ki burada başka şansınız yoktur. mesela avatar filminde herkes uzun boylu orantısız navileri tutmuştur. oysa insanları tutup türümüzün kazanmasını beklesek daha iyi olmaz mı? filmi naviler çekseydi, navi izleyiciler bizi mi tutacaktı?)(hatırlatayım cümle şöyle başlamıştı:İlk olarak bizim esas oğlanın tarafı) ilk önce büyük başarılar sergiler. Bu başarılar yavaşlatılmış karelerle tek tek verilir. Kahramanlar koşarak kurşunlardan geçer(bakınız:matrix), siperlerden atlar, mükemmel dövüş sahneleri(öhö koreografi)(kareografi değil) sergiler.
Fakat bu sahte topağından sonra işler mutlaka değişmelidir. Beş saniye öncesine kadar mükemmel olan ordu dağılır. Esas oğlanın bölüğü ölmeye başlar. Burada mutlaka beceriksiz ve salak gözükür. Albay gözükür, Albay ölür. Bizim esas oğlan bu sahnede içindeki doğal liderlik yeteneği ile çevresine bakar.
Bu bizim esas oğlan çevresine bakarken, çevresinde görünmez bir kalkan oluşur. Eski dost gözükür. Esas oğlana ne bir kurşun, ne bir kılı., ne bir ışın kılıcı gelir. Kimse yumruk bile atmaz. Bu böyle 15 saniyelik bir nirvana‘ya erme durumudur.
Tam seyirci “ya ne dert edecem, başrolde ki adam ölür mü” derken bu sahneyi bitirmek manalıdır. Yoksa seyirci sağ önde oturan kıza bakar, yandakilere döner, olmadı saate bakar(telefondan bakar ki ışığı yansın başkaları rahatsız olsun)(hatta belki 3 gündür tek arayanı olmamıştır ama ya cevapsız varsa diye kontrol eder)
Bu işlemden sonra esas oğlanın mükemmel zamanlamalı, süper hareketli tek hamlesi ile savaşa noktayı koyduğu görülür. Hani öyle bir hareket yapar ki, H8 karesindeki, diğer üç tarafı vezirle çevrili şahı piyonla mat(satranç bilmeyenler için:ağzı ile ejderha tutar)(kendime not:tasvir işi sana göre mi emin değilim) eder. Bu noktadan sonra savaş biter. Bitmelidir. Ayrıca bu sahne yavaşlatılıp verilmelidir. Yoksa beraber aynı filmi izleyen arkadaşlar, sinemadan çıkışta bu anı birbirlerinine tekrar anlatmakta zorlanır.
En son bizim ese oğlanın flashbackleri sonuca ulaşır. Kendisine yüksek övünç madalyası verilir. Tabi bir kaç asker de unutulmaz. Bazılarının koltuk değneği vardır. Film askerin yüzünü gösteren bir şekilde donarak biter. Eğer büyük bir hata yapılıp cast(işte yönetmen, ışıkçı, sessçi, paspasçı falan) filmin sonuna bırakıldıysa yazık olur. O arada izleyenler sinemayı terk eder.
Yani film yapmak o kadar da zor bir iş değil. Biz yapamıyoruz o ayrı…
| html, css, jquery, ajax, boru anahtarı, tornavida, yakıt filtresi, gazlı bez, tebeşir, kontrol kalemi, saç fırçası, snorkel, pompa, gitar kılıfı | Merhaba! Ben otobüste, durakta, markette gördüğünüz, kulaklıklı kıvırcık uzun saçlı ama asla dikkat etmediğiniz adam. Burada bir şeyler konuşup oyalanıyorum. Bu arada artık pek kulaklık takmıyorum. |