Maksimum Yol Algoritması27 Ekim 2009 |
|
Bu gün aslında diğer günler gibi sıradan başladı. Gerçi annem hasta olduğumu görüp, ateşime bakıp ille domuz gribi testine gidelim diye ısrar etti ama yapacak işlerim vardı gidemedim.
Kahvaltımı edip biraz oyalanıp çantamı da(Çok ağırdı. Gerçi fazladan sadece netbook şarj aleti vardı. Sanırım ağırlık psikolojik.) alıp durağa gittim. Hava ılıktı. Nedense çevrede bir tek ben varmışım gibi hissettim. Aslında burada bir gariplik olduğunu anlamam gerekiyordu.
Her zaman ki gibi durakta bekleme, otobüs binme faaliyetlerini gerçekleştirdim. Daha önceki arkada yer var söylemi kulağıma yer etmiş olacak ki direkt arkaya yöneldim. İlk başlarda her şey normaldi. Yine domuz gribi korkusu ile tutacakları değil üstteki sarı demiri tutuyor, çevrede aksıran öksüren var mı kontrol ediyor, kendim hasta olduğum içinde başkalarına doğru öksürmemeye çalışıyordum.
Uzunca bir süre bu durum böyle gitti. Genelde otobüslerde gördüğüm her ne kadar deli demek istemesem de bu hatta takılan deli yıldız sanayi sitesinde indi.
Bu normal durum 10 durak kadar devam etti. Tam her şey her zamanki gibi diyecektim ki onu gördüm. Bizim diğer şubede okuyan, teknoloji topluluğu ile ilişkileri olduğunu bildiğim, liseden bir arkadaşıma benzeyen ve ilginç bir şekilde benim her seferinde adını unuttuğum ve adını düşününce sadece lisede ki o arkadaşın adını hatırlayabildiğim, kız en arkanın bir önündeki koltukta cam kenarında oturuyordu. Gerçi bu otobüste ilk defa karşılaşmamız değil. Daha önce bir çok defa karşılaşmıştık. İkimizde birbirimizi tanıyıp ama tanımıyor gibi yaparak yolculuğa devam ettik. Zaten yazının konusu da kendisi değil. Bu sadece ara sıcak bölümü idi.
Lalegüle gelince işin rengi değişti. Her zamanki yol kapalı olduğu için otobüs başka bir yoldan gitmeye karar verdi. Genelde bu sık yapılan bir işlem olduğu için çok telaşe vermedik. Genelde bu şöför arkadaşlara Mit‘in(Aslında Mit için link vermem gerekmezdi. Fakat hem mit’e bir bağlantım olsun hemde gelsin blogumu okusunlar diye verdim.) tek yönünü dolaşmak yetmez gezip üç yönünü dolaşırlar. Yada dönüşte İstanbul yoluna inmeyip yeni mahalleden geçerler. Ben dahil bir çok kişi bu duruma aldırmadı zaten. Aldıranlarda hemen indi.
Asıl olay bundan sonra başladı. Otobüs şoförü maksimum yol algoritmasını keşfetti. Tabi bildiğim kadarıyla böyle bir algoritma yok. Minumum yol var. Zaten kim maksimumu gitmek ister ki sabahki şoförden başka. Lalegülden demete doğru dönen şoför sayesinde ufak bir şehir turu attım. Arada nerede olduğumuzu kestiremediğim zamanlar oldu açıkçası. Sırasıyla şöyle bir yol izledi otobüs. En basit olarak şöyle bir anlatım yapayım. Maksimum 45 dakikada gittiğim yolu, 1 saat 40 dakikada gittim.
Eve gelip google’a en kısa yolu çizdirince şöyle bir harita çıktı.
Tabi otobüsün biraz daha dolaşarak gitmesi daha normal. sırf bilmeyenler için onuda çizdim.
Bir de bu sabah gezdiğim güzergahı çizdim. Aslına bakarsanız nereden geçtiğimi bulmakta epey zorlandım. O ise tam olarak şöyle:
Tabi şunu de belirtmek lazım. Bu günkü Ankara’da yaşanan trafik sıkışıklığının son derece haklı bir nedeni cardı. Cumhuriyet Bayramı provaları. Şimdi şikayet edince sanılmasın ki bayram olmasın diyoruz. Bayram olsun. Hatta keşke daha sık kutlasak.
Burada şikayet ettiğim böyle bir durumda alternatifleri bilmeyen kafasına göre sokak gezen şoförler, yolları kapattığını bildiren işaretleri kullanmayan trafik şube ve en önemlisi bu önlemleri egoya ulaştırmayan belediye.
İşte Ankara’da bir trafik sıkışıklığını ben böyle atlattım. Sonuçta kalite dersine geç kaldım, adını unuttuğum kız arkadaş ile uzun bir yol gittim. Maksimum yol algoritması gelişir mi fikir edindim.
İnşallah yetkililer de ders almıştır da yaşananlar boşa gitmemiştir.








Yazılar